Bir çoğumuzun hayatı genel olarak iş, okul ve benzer sebeplerden ötürü dört duvarın arasında geçmeye devam ediyor. Hayatı bu şekilde devam eden bir çok birey planlarını ya bir kaç saatlik akşama ya da bir iki günlük hafta sonuna göre belirliyor.
Yaklaşık olarak 6 yıldır kano/kayak ile uğraşıyorum bunun 4 yılı ise profesyonel durgunsu kano yarışçılığı ile geçti. Her antrenman benim için yeni bir başlangıç oluyordu çünkü sudan çok korkuyordum. Bu korkuma rağmen günümüze dek suda yapılan sporlar dışında başka bir aktivitemin olmaması da bu işin ironik kısmı.
Bu korkumun üzerine gidip onu yenebileceğim alanları sürekli takip ediyordum. Okulumda seçmeli ders olarak karşıma çıkan tüplü dalış branşı benim için çok büyük bir adım olacaktı. 3 Hafta süren teorik derslerin ardından 2 metre derinliği olan havuzumuzda uygulamalı derslere başlamıştık. Maske tahliye, regülatör bulma gibi basit ama son derece önemli uygulamalardan sonra dalışlarımızı icraa etmek üzere okul olarak Antalya’nın Kemer ilçesine gittik.
Otelde hocamızın kısa bir brifinginden sonra dalış teknemize vardık. Teknemiz kıyıdan ayrıldığı an içimde tarif edilemez bir heyecan ve korku oluşmuştu. Korkuma rağmen nasıl gelip bu teknede oturduğuma ve biraz sonra suyun altında olacağıma inanmakta güçlük çekiyordum. Ben hala bunları düşüne dururken dalış sıram gelmiş ve ekibim hazırlanmaya başlamıştı. Bende yerimden doğrulup dalış platformuna yöneldim. Heyecan ile dalış tulumumu giyerken artık bu işin burada çözüleceğine kanaat getirmiştim. Tulumumu giydikten sonra regülatörü tüpe monte edip tüpümü kuşandım ve paletlerimi de giydim. Artık suya atlamak üzereydim. Dalış eşim ve ben birbirimizin ekipmanlarını kontrol ettikten sonra karşılıklı güvenden ötürü içimde ki özgüven biraz daha artmış ama heyecanım hala en üst seviyedeydi. Artık denizin ortasında, tekneden suya atlamak üzereydim, maskemi takıp denize doğru büyükçe bir adım attım ve artık sudaydım. Tarif edilemez bir heyecan ve mutluluğun ilk adımıydı bu.
Tüm ekip suya girdiğinde artık yavaşça o aşağıda ki gizemli dünyayı ziyaret etme vakti de gelmişti. Denge yeleklerimizin havasını boşaltıp aşağıya doğru batmaya başlamıştık. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi, yıllardır hep sudaydım ama ilk defa sualtına iniyordum. Aşağıda bizi rengarenk balıklar karşıladı. Kaçmaktansa adeta bizi karşılarcasına çevremizde dolaşıyorlardı. 10 metre derinlilkte çırptığım her palet beni bu gizemli dünya da biraz daha ilerletirken korkumdan da aynı derece uzaklaştırıyor ve korkumu mutluluğa dönüştürüyordu. Balıklar eşliğinde sualtı mağaralarından geçip batık gemilerin etrafından dolandıkça aldığım hazzı burada kelimeler ile anlatmam pek mümkün değil. Orada rengarenk hayatın peşinden gittikçe ve o güzellikleri keşfetme çabası içinde uğraşırken yaklaşık olarak 40 dakika suyun altında kaldım. Dalış liderimizin peşinden giderken yüzeydeki dalgaları yakından gördüğümde artık bu ilk dalışımın sonuna geldiğini anlamıştım.
Yüzeye çıktığımızda içimde ki mutluluk ve heyecan korkumu perdelemiş bir an önce tekrardan aşağıya inme isteği uyandırmıştı.
Artık tenkneye döndüğümüzde ben hala o anların büyüsündeydim. Farkında olmadan korkumu da yenmiştim.
Emin olun benim gibi bir korkunuz varsa aşağıdaki canlılık, gizem ve suyun altında nefes alabiliyor olmak bu heyecanı zirveye taşıyor böylece korkunuzu da unutturuyor. Her dalıştan sonra içinizde ki merak daha da artıyor ve o heyecan sİzi bir keşfetme arzusuna bürüyor, adeta büyülüyor.
Bu yüksek tempolu hayatlarımızda hafta sonu tatilinizden en azından bir gün ayırıp o muhteşem dünyayı ziyaret etmek sizlere tarif edilemez bir haz verecek, tekrar tekrar dalma isteği uyandıracak ve günlük hayatın tüm stresini aşağıda bırakacaktır. Yakın zamanda aşağıda görüşmek dileğiyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder